DOĞUŞ

DoğŸuşŸ namı diğŸer Orhan Baltacı 30.06.1974 tarihinde Almanya'€™da doğŸdu.Sokakta yaşŸadığı dönemde hayaller kurmaya başŸlad. Bu hayaller zamanla ve inancıyla hedefleri halini aldı. Hedefi Türkiye sınırlar içinde bir yıldız olmaktı. Bu yolda tanrı yeteneğŸi sesi yanında kendi söz ve müziklerini yazmaya başŸladı. Bunları sokakta beraber yaşŸadığı arkadaşŸlarıyla paylaşŸtı. Bu paylaşım ona yetmedi. Bu söz ve müzikleri Türkiye'€™ye duyurması lazımdı.
İlk işŸ olarak yıllardır yaşŸadığı sokaklardan, kötü psikolojiden kurtulup yeni bir hayata başŸlamak için, yeniden doğŸmak için adını DOОUޞ olarak değŸişŸtirdi. LJalmadoğı plak ŞŸirketinin kapısı kalmadı.

Thursday, December 14, 2006

Belki psikopatım

Şarkıcı, besteci Doğuş, "Büyük sürpriz olacak" dediği şarkısını dört dilde okumaya çalışıyor.

Dünya pazarına girmeye hazırlanıyor. Her adımından Ahmet San'ın haberi var. Giyiminden basınla ilişkilerine kadar sayısız menajerle çalışıyor.

En övündüğü konu üçbuçuk oktav sesi, bir de gözleri. Geliştirdiği kaslı vücudundan çok memnun. "Tam plaj vücudu oldu." Gözlerinin altındaki kalıcı sürme iddialarına karşılık gülerek "Annem belki bebekken sürme çekmiştir" diyor.

Bir ünlünün menajeri olmak ne demekmiş, bilmiyormuşum. Ama öğrettiler. Neler öğrendiğimi size anlatacağım. Zira bilmeyenler için aydınlatıcı olabilir. Mesela pop camiasında bir ünlünün menajeri gazeteciyi azarlar ve bunu hak görür. Öğrendim; bu biiir. İkincisi azarlayıp da sonradan tekrar yanınıza gelip konuşmak istediğinde konuşmazsanız, röportajı yayınlatmama hakkı olduğunu sanır. Doğuş'la röportaj yapmak için Menajeri Engin Esen ile randevulaştık. Gayet kibar bir konuşma oldu, arayacağını söyledi. Aradı da sağolsun. Üstüne basa basa "Aman geç kalmayın aynı gün altı gazeteciye randevu verdik. Bizim için zaman çok önemli" dedi. Biz bu sözü çok ciddiye alıp Foto Muhabiri arkadaşım Batuhan Kıran ile randevu saatinden önce oradaydık. Ama telefon ederek "biraz" gecikeceklerini söyledi. Görüşeceğimiz kafeteryada bizden önce kapak haberi için randevu verilmiş olan başka bir gazeteciye "Röportajı koymayın zaten gazeteyi ben şimdi arayacağım" der. Bu iki. Magazin dünyasında işler böyle oluyormuş. Biz bir saat 15 dakika bekledikten sonra nihayet mutlu haber geldi. "Geldiler."

Ben yeni tanıştığım menajer Esen'e "Bizden önce randevusu olanlar da varmış. Nasıl bir organizasyon yapmayı düşünüyorsunuz" diye sordum. Meğer hayatımın hatasını yapmışım. Menajerlere soru sorulmayacağı da üçüncü maddeymiş. Cevabımı hemen aldım. "Kendi adınıza mı konuşuyorsunuz, onlar adına mı? Siz avukat mısınız?" Üstelik ne hakla böyle bir soruyu sorma cüretini gösterebilmiştim. Ben izah etmeye çalışırken menajer son cümlesini patlattı: "İsterseniz yapmayabilirsiniz, bizim için fark etmez." Bardak taşmıştı artık, kalkmak lazımdı. Biz ayaklanırken Doğuş geldi ve "hoşgeldiniz" dedi. Biz de kibarlık ederek madem geldi, gitmeyelim deyip Doğuş ile röportajı yapalım dedik. Bu sefer Doğuş soruları istedi. "Olmaz" deyince "Artık Ahmet San ile çalışıyoruz. Kurallarımız böyle." Biz soruları vermedik, orta yol bulundu. Ama bir kural daha geldi. "Fotoğraf çektirmiyoruz." Sonuçta fotoğraf da çekildi. Demek ki sabır denemesinden geçmemiz gerekiyordu. Başarıyla geçtik.



Öğrendiklerim

1) Menajerlere soru sorulmayacak.

2) Sorulursa azarlanma bedeli göze alınacak.

3) Bu tartışmadan sonra tekrar yanınıza gelinirse gülerek hiçbir şey olmamış gibi davranacaksınız. Yoksa gazeteden müdürleri arama gibi bir tehdit olabilir.



Çok sayıda menajerle çalışma yönteminiz profesyonel mi?

- İki yıldır menajerlerle çalışıyorum, ondan önce savruk çalışıyordum. Artık her adımımın bir nedeni var. Nedensiz adım atmıyorum. Yapmış olduğum her şeyden Ahmet San'ın haberi var. Bir yıl oldu Ahmet San ile çalışmaya başlayalı. Anlaşma yapmadan önce konuşmuştuk. Biliyorsunuz kendisi her işi almıyor.Ama yurtdışı projelerimizden dolayı bana inandığından dolayı ortak bir adım attık. Ama basınla ilişkilerden giyim kuşamıma kadar farklı menajerlerle çalışıyorum.

Bir söyleşinizde dünya starlığı demişsiniz. O yolda mı yürüyorsunuz?

- Hayır, bu laf çok iddialı. Ben Michael Jackson değilim. Ama dünya pazarında bir yer edinmek hedefim. Çok sıkı çalışıyorum, ayaklarım yere basıyor. Artık dünyaya açılmak üzereyiz Fransız Atol Müzik ile bir şarkının üzerine dört versiyonla çalışıyoruz. İmza atılmak üzere. Ahmet San ile Fransa'ya gidip anlaşma yapacağız. Ama bu şarkıyı okumaya çalışıyorum. Dikkat edin okumaya çalışıyorum diyorum. Çünkü her ayrıntıya çok dikkat ediyorum. İnsanlara İngilizce bir kelimem, ya da İspanyolca söyleyiş biçimim komik gelmesin istiyorum. Hakikaten ince eleyip sık dokuyorum. Adını veremem çok gizli. Bayağı iddialı bir parça.

Doğuş deyince herkesin aklına sokaklarda büyümek, adliyeler geliyor. Rahatsız oluyor musunuz?

- Doğuşluğumla gurur duyuyorum. Zoru demiyorum, imkansızı başardım diyorum. Bazı sanatçı arkadaşlar var, sıfırdan bir yere gelirler. Ama ben eksi beşlerdeydim. Dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama gülenler varsa yapmasınlar çünkü Allah kimsenin başına vermesin. Ben devamlı sokak çocuklarıyla beraberim ve dünya pazarında da onlarla yol alacağım için herhalde bundan kurtulamayacağım.

Kurtulmak istiyor musunuz bu imajdan?

- Geçmişte Orhan Baltacı vardı, şimdiki Doğuş. Ne utanırım, ne pişmanlık duyarım O zamanki şartlarım onları şimdi bunlar. 17 yaşımda kendime yeni bir yol açmaya karar vermişim. Doğuş olacağım deyip olmuşum. Kendim başardım. Ben belki hakikaten psikopatım. Yerlere, duvarlara, kumsallara Doğuş yazıyordum. Arkadaşlarım bana gülerdi. Ondan sonra söz-müzik yazmaya başladım. Allah'ın adaletine inansın insanlar. 100 şarkım var, söz ve müziği bana ait olan.

Problemli insan

Hayatınızın en önemli gündemi spordu, hâlâ öyle mi?

- Bilmeden konuşuyorlar. İstediğim vücut buydu, ideal olan yani. Plaj vücudu, plajda güzel görünecek bir vücut. Gördüğün gibi iri değilim zaten. Her gün iki saat spor, iki saat dans ediyorum. Tamamen serbest dans. Ritmik hareketler yapıyorum. Daha önce hiçbir klibimde dans etmedim, sadece sallandım ama şimdi farklı şeylerle geliyorum.

Kadınlarla ilişkilerinizin ardından hep sorun yaşanmış gibi görünüyor. Neden?

- Çünkü ben çok problemli bir insanım. Her şey benden kaynaklanıyor (gülüyor). Ben her ilişkimin arkasındayım.Ama problem ne biliyor musun; çok ödün veriyorum, çok duygusalım. Hiçbir insanı suçlayan bir insan değilim. Şu anda da benim bir ilişkim var ama tanımadığım insanlarla resmimi basıyorlar.

İlişkilerinizde nasıl bir erkek portresi çiziyorsunuz?

- Günümüzde maçoluk tamamen kalktı ama ben maçoyum. Örf ve adetlerime bağlıyım. Limitlidir sinirim. Bir kadına el kaldırmak çok kötü bir şey. Bağırırım ya da gözünün içine bakarım. Bu yeterli. Bir kadına vurmak bence doğru değil. Kadın sonuçta, nesine vuracaksın. Bence erkeklik değil bu.

Afla döndü

Almanya günleriniz nasıl geçiyordu?

- Dokuz ay kaldım ama o sadece bir resimdi, aslında İspanya'daydım. Sürekli tatil yapıyordum. Af çıkmasa dönmeyecektim. Çok rahat geçindim. Ben Doğuş'um. Herhalde birikimimiz vardır. O dönemde dokuz konser yaptım. Kırmızı bültenle aranmıyordum.

Kitap okumayı sever misiniz?

- Şu sıra Kuran'ın şifresini çözen bir arkadaş var ya ona takmış durumdayım. Belki 2006'da bir meteor çarpacak. Herşey gelip geçici. Türk'ün aklı tamamen Şeytanlığa çalışıyor. Allah'a yönelik şeyler yapsak daha iyi olacak.



Kadınlardan para teklifi

Kadınlardan enteresan teklifler alıyorum tabii, almıyorum desem yalan olur. Para teklif ediyorlar. 30 bin dolar teklif aldım. Kitabım Bir Doğuş'u yazarken dilbilgisi dışında hiç yardım almadım. Ben ilkokul üçten terkim. Yeni dışarıdan bitirdim. Bir yıldır sürekli yazıyordum. Herkes kendinden bir şeyler bulur. Unicef le tüm dünyadaki sokak çocukları adına satacağız. Tüm kazanç çocuklara gidecek.

Kaynak:
Dilek KAYKILAR

Akşam 30 Haziran 2003 Pazartesi

Doğuş resimleri


ATEİST DOĞUŞ, NASIL TÖVBEKAR OLDU?

ZAMAN TÜNELİ

Şarkıcı Doğuş geçmişteki yaşadıklarını anlattı. Bir dönem ataist olduğunu söyleyen Doğuş, tövbe edip Allah'a yönelmiş. Doğuş'un 'dönüşü'ne sebep olan olay hayli ilginç.

21 Nisan 2005 Perşembe 11:04



Şarkıcı Doğuş, Dünden Bugüne Tercüman'a çok ilginç açıklamalar yaptı.

-Sevgili Doğuş, Doğu müziği kurdun, patronsun artık? Hayırlı olsun.

Teşekkür ederim Şebnem. Artık benim de bir firmam var. Ancak her şeyden önce sanatçıyım ve bu kimliğimle varım. Kurmaylarım sürdürecek bu ağı.. Ben de yaptığım şarkılarımı sanatçı arkadaşlarımla paylaşıp, onları destekleyerek varolacağım.

-Neden Elif Karlı?

Çünkü çok düzgün bir insan. Evli ve iki çocuk annesi. Böylesine düzgün bir insanın sanatçım olmasını istedim.

-Peki başka isimlerde katılacak mı firmaya?

Serdar Ortaç'ı da yanıma alacağım inşallah. Onun gibi böyle birkaç büyük isim daha var. Dur bakalım. Tanınmamış yorumculara da yardım etmek istiyorum. 2 kişi var elimde. Biri askerlik arkadaşım. Bir güzel sesi var, onu her dinlediğimde hüngür hüngür ağlıyorum. Dayanılır gibi değil. Türk Sanat Müziği okuyacak ve pek çok kişiye nasıl okunduğunu gösterecek. Çok kızıyorum, bu türü bilmeyen, eğitimini almamış insanlar okumaya çalışıyor ama beceremiyor. Geçenlerde ''Elifnağme'' nin gecesinde sanatçı bir arkadaşım okudu eline gözünü bulaştırdı; kötüydü. Bakın, ben de hiç okumuyorum çünkü cesaret edemiyorum. Ama türkü için aynı şeyi söylememem Önümüzdeki günlerde bir başka sürprizim olacak; sadece bir türkü kaseti yapacağım. Bu benim için bir ilk ve çok arzu ettiğim bir şey.

-Albüm ne alemde?

Bir haftaya kadar doğacak. Hepsi benim çocuklarım. 10 şarkı.. 6'sı slow, 4'ü hızlı. Hakikaten öyle bir geliyorum ki, herkes şaşıracak.

-Bir önceki albümünün satışı iyi değil miydi?

Yoo, çok iyiydi aslında. Geçen yaz her yerde benim şarkılarım çalıyordu. Derin mevzular var orada, pek girmek istemiyorum. Yanılmıyorsam 540 bin falan. Ama bu benim rekorum değil. Yalancı 1 milyon 900 bin satmıştı.

-Besteci kimliğinin olması da büyük bir avantaj değil mi?

Olmaz mı, 1400 tane şarkım var. Daha önce yapmış olduğum pek çok eser var ama onları kullanmıyorum. Bankada saklı.. Onları bir kenara atıyorum, yenileri piyasaya çıkarıyorum. Böylelikle elimde sonraki albümleri için bir sürü çalışma oluyor. Benim albüm yapmam keyfime kalmış yani. Bir sürü şarkı hazır. Canım sıkılır albüm yaparım, beste bulma derdim yok.

-Kaçıncı albümün ve artık kendine ''Ben de sanatçıyım'' diyebiliyor musun?

7'inci albümüm. Çok düzgün bir hayat yaşıyorum. Son derece düzeyli. Gece hayatım yok. Hayranlarıma kötü örnek olmuyorum. ''Eskiden sanatçı değilim daha'' diyordum ama şimdi öyle değilim. 7 albümümün de parçaları bana ait. Üstelik pek çok meslektaşıma şarkı verdim; patladılar. Artık sanatçıyım diyebilirim.

-Beste yaparken nelerden etkileniyorsun, illa bir hikayesi olması lazım mı senin için?

Bir insanın bana bakmasından etkilenebilirim mesela. Onun yanında aklına gelebilecek her şey ilham verir. Özellikle de araba kullanırken, neler çıkardım bir bilsen. Geçenlerde arabadayım yine. Trafikte çok sıkışık. Bir kız gördüm, sarışın. İnanılmaz güzeldi ve ben onun çekiciliğini ifade etmekte zorlanıyorum şimdi. O da araba kullanıyordu. Yol boyunca beraber gittik. O bana derin derin baktı ben de ona. Gözlerimiz birbirinden ayrılamıyordu sanki. Ama arabayı kenara çekmesine izin vermedim. İstemedim bu büyü bozulsun. O orada kalmalıydı. Aşk yaşamam mümkün değildi, elini tutabilmem de öyle, ama farklıydı benim için. Demek istediğim piçlik yok bende. ''Gideyim alayım telefonunu, sevgilim olsun'' düşünmem bu tip şeyleri.. Arkadaşlarım ''Neden konuşmadın lan?'' diye kızdılar bana. Yapamazdım çünkü gülüşü ruhumu ısıtmıştı. Benim yaşamım boyunca hiç ailem olmadı. Hep o analı babalı hayatın özlemini çektim. O yüzden insanlara da kutsal bakıyorum.

-Hilal Cebeci senin yüzünden intihar etti, bu konuda ne düşünüyorsun?

Aslında benim yüzümden değil; bunalmış, depresyona girmiş ve hastaneye kendi isteğiyle yatmış. İntihar etmemiş.

-Böyle bir duruma düşmesi seni nasıl etkiledi?

Ne olursa olsun çok üzüldüm.

-Peki telefon açıp ''Geçmiş olsun'' dedin mi?

Telefon açmadım, açamazdım. Çünkü ben bir ilişki yaşadığım kadınla sonradan dost kalamam. Ne dost kalırım; ne dostsuz kalırım. Öyle bir yapım yok. Yok o beni sevgilisiyle tanıştıracak, sonra nikahına çağıracak, şahidi olacağım; böyle şeyler yapamam ben. İster istemez etkilenip üzülürüm. Affedersin ben pezevenk olamam, o kadar geniş değilim. Hee ne oldu, bu olaylar olduktan sonra 2 şarkı istedi benden gönderdim. Hem de ikisi de çok güzel, A1 olurlar kesin. Yazık, yeter ki işi olsun kızın.

-İki yıl beraber olduğun bir kadın için yaptığın şarkıları neden sonra geri almak istedin? Sence kaba bir davranış değil mi bu?

Ona 10 tane şarkı yaptım. Benim müzik şirketimden piyasaya çıkaracaktı. Güzelce stüdyoya girip okudu. Sonra biz ayrıldık. Eğer ben her şeye rağmen o kaseti çıkarsaydım adım kirlenecekti. Basın diyecekti ki, ''Reklam ayrılığı yaptılar, sonra satılması için Hilal'in albümünü çıkardılar'' İstemedim. Bu saatten sonra kimse benim hakkımda konuşmasın istiyorum. Ulus'tan ayrıldım, Hilal Hanım'la ilişkimiz bitti; kendime bembeyaz bir sayfa açtım. Hayatım çok güzel gidiyor. Kimsenin bozmasına izin vermem.

-Peki ya sonra o da sende ayrılıp başka bir firmayla anlaştı öyle mi?

Aynen öyle oldu. Sonra gittiği firma bizimkileri aramış; ''Komplo çalışmayı bize verin. Fakat para veremeyiz'' diye.. Albümü için o kadar masraf yapmışım, şarkıları vermişim, nasıl yok ve niye yok? Eğer o kendi firmasını kurmuş olsa, kasetini kendi imkanlarıyla çıkarsa her neyse, sesim çıkmaz. Vereyim ona, almayayım para. Ama firmayla anlaşmış bir prodüktörü var başında niye beleş vereyim; ''Salak mıyım ben. Alnımda salak mı yazıyor benim?''. Ondan sonra ''Hayır'' dedim; bunun üstüne de ''Eğer öyleyse istemiyorum ben başka projeye başlayacağım'' demiş. Başlamış da. Bana bütün hard diski göndermiş, aldım elbette. Ne yapsaydım, alıp şarkılarımı toprağa mı gömseydim? Başına da mezar taşı dikeyim, bu olacak iş mi? Mükemmel şarkılardı. O söyleseydi çok satardı ama ben duygularıyla yaşayan bir adam olduğum için böyle bir şeyi istemedim.

-Yeni firmasından ne kadar para istemiştin?

Parada istemedim ki onlardan. Satsınlar masraflarını çıkarsınlar, karın yarısını firmama göndersinler yeterdi. ''100 bin dolar verin'' demedim yani. 10 tane Doğuş şarkısı var içinde. Bir tanesi 20-25 bin dolar eder zaten. Sonra da 3 tanesi Elif Hanıma nasip oldu.

-Hilal Cebeci ''Ekmek paramdı bu albüm'' diye yakınmıştı, hali vakti çok mu kötü?

Yani birlikteyken evin erkeği ben olduğum için ben bakıyordum ona. Ama tabii ben olmadığım için zorlanabilir şimdi ama öyle bitik bir durumu yok. Ailesi var yanında. Ekstralara gidiyor, bilmem ne?

-Ayrılmasaydınız, evlenecektiniz değil mi?

Evet, bu yaz kır düğünü yapacaktık. Kendi öyle istemişti.

-Neden olmadı?

İnsanlar niçin evlenirler, mutlu olmak için, paylaşım için değil mi? Biz yapamayacağımızı kesin olarak anladık. Evlendikten sonra ayrılsaydık daha kötü olacaktı. Medeni bir şekilde ayrıldık.

-İnanayım mı size, daha evvel de pek çok defa ayrılıp sonra barışmıştınız. Bu defa da öyle olamaz mı?

Çok ayrıldık ama bu son oldu. Sevgi tak diye biten bir şey değil ama bende bitti. Hiçbir şey yok kalbimde. Hepsini söküp attım. Bana bakma, ben atarım. 9 yaşında sokaklarla tanıştım. 14 yaşında cezaevine girdim. Ana-baba sevgisi hiç görmedim. O kadar çok acı çektim ki, onları hep geride bıraktım. Ruhum sertleşti, kavruldu. Arkamı döner, çeker giderim. Öyle bir domuz yanım var yani. Ölsem sürünsem bakmam, o an bitti ve biter. Yapı olarak öyleyim, acı çekmem, sürünmem. Yıllarca kazık yemişim, her türlü pisliğe girip çıkmışım, yenilmemişim bundan sonra hiç bitmem. Kısacası aşkta başarılı bir adam değilim, başarısızım.

-Neler seni soğutuyor da ilişkin bir anda bitiyor?

İlişkide tamamen mantıksız hareket ediyorum. Duygularımla.. Yamuğunu görünce anında siliyorum. Yalanı hiç sevmem. Yalan duyunca tırnaklarım çıkar. Nefret ederim. Ben yalanlarla büyüdüm çünkü. 9 yıldır hayatımı doğrular üzerine kurdum, oysa evvelim yalanlar üzerine kuruluydu. Bir de Sadakatsizlik herkesi rahatsız eder o. Çok sahiplenirim sevgilimi. Örf ve adetlerine bağlı olacak. Gece hayatını seven kadın benim sevgilim olmamalı. Hilal'in bana geri dönüşü yok. Öyle bir şeye asla ihtimal bile vermiyorum.

-Hayranlarında Hilal ile olan aşkına karşıydı değil mi? Hatta o bu konuda tehditler bile almış?

Telefonla arayıp ''Doğuş'tan ayrılmazsan yüzüne kezzap atarız'' demişler. Beni çok sahipleniyorlar. Mutlu olmam, en güzel şeyleri yaşamam için çırpınıyorlar. Hilal'i de bana yakıştırmıyorlardı. Bir de onun çıplak fotoğrafları çıkmıştı ya, hepten sinirlenmişlerdi. Zaten ondan sonra ayrılmıştık. Ama sonuçta benim hayat felsefem şu; ben aşık olayım, genelevden alır çıkarırım kadınımı. Geneleve niye düşmüş? Namus iki bacak arasında değil beyindedir. Bakire alırsın arkanı dönersin kapı arasında seni aldatır. İnanırsam pavyondan hanım çıkarırım, ne olacak? Onlar keyif için mi yapıyor, onca adamın gönüllerini eğlendiriyor. Bu mantık işi değil? Sevdiysem benden sonra düzelir, baş örtüsünü takıp abdestini alır, benimle birlikte yeni hayatına başlar. Sevgi çok büyük, dünyadaki en güzel şey. Gidene dur diyemem giden gider zaten- Sevene sevme demem seven sever zaten.

-Bu kimden?

Bu benden. ''Giden Gider'' adlı şarkımın nakaratı. ikinci klibi buna çekeceğim.

-Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun Doğuş?

Doğru mesajları vermeye çalışıyorum. O manken, bu manken senin takarım koluma ohh hayat yaşarım bazılarına göre. Yapı olarak ben değilim o. Güzel bir ilişki yaşamak istiyorum. Dünyaya adımı duyurmak istiyorum. İnsanlara her konuda yardım etmek istiyorum. Bu dünyaya görevli olarak gönderildiğime inanıyorum. Öldükten sonra Sakıp Sabancı ve Barış Manço gibi değerli kalmak hedefim.

-10 sene önce bugünlere geleceğini hayal bile edebiliyor muydun?

Nereden bileyim. Ben ne zaman şarkı söylesem arkadaşlarım ya kulaklarını tıkıyor, ya da yanımdan kaçıyordu. Kimse inanmıyordu ki bana. Ama ben başardım. Hayatta bir tek ölüme çare yok, her şeye var. Allah'a olan inançlarını kimse kaybetmesin. En önemlisi bu. İkincisi çevresindeki insanlardan kötülük görseler bile iyi olsunlar. Bir gün mutlaka karşılığını alırlar. Dört defa ölümden döndüm ben. Bir kere kurşunlandım, bir kere bıçaklandım, bir kere şişlendim, bir kere de jiletlendim. Hep son saniyede hayata döndüm. Meleğim vardı yanımda. Koruyucum Allah'tı. Her şeye tövbe ettikten sonra ''Artık pis iş yapmayacağım'' dedim ve çok süründüm. Çalıştım, simit sattım, paramı biriktirdim ve otelde kaldım. Sokaktan kurtuldum böylelikle. Temiz giyinmeye başladım. Sonra Antalya'ya gittim. Orada bir şarkıcıya vokal yaptım. Emel Müftüoğlu'yla çalıştım. Bir arkadaşıma parça verdim. Öyle öyle Doğuş oldum ama bir anda değil. Zamanla oldu her şey. Benim hayatım insanlar için bir mucize gibi geliyor. Benim içinde öyle oldu.

-Yüce Yaradanımıza olan inancın kuvvetli anladığıma göre?

Allah'a inanmayan kimse benim albümümü almasın. Gerçekten buradan herkese sesleniyorum. İnanç çok başka bir şey. Ben ilk dönemlerimde Allah'a inanmıyordum. O kadar çok hapse girdim, açlık çektim ki tövbe haşa haşa ''Nerede nerede benim koruyucum?'' diyordum kendi kendime. Çok dağılmıştım. Tövbe ettikten sonra ''Allah'ım bana affet'' dedim. O zamandan bu yana oruçlarımı hiç kaçırmadım. Cebimde iki lira varsa bir lirasını verdim muhtaçlara..

-Hangi hadise sana tövbe kapısını açtı?

17 yaşındaydım, o gün yeni Bursa Emniyeti'nden çıkmıştım. Günlerce işkence gördüm. Komaya sokmuşlardı beni. Elektrik bağladılar her yanıma. Öldüresiye dövdüler. Sonra serbest bıraktılar. Onca şeyden sonra karar vermiştim, artık bu işlerle uğraşmayacaktım. Gece birkaç arkadaşımla buluştuk. Dediler ki ''Biz market soyacağız?'' Olur mu oğlum. Her yerim mosmor. Yeni çıktım hapisten. Ben girmem bu işe'' dedim. ''Öyleyse köşede dur'' diyerek beni itelediler. Yol başında öylece izledim marketin camını kırışlarını. Çaldıkları eşyaları ceplerine doldurup benim elime de birkaç tane kalem verdiler. Ben de alıp cebime koydum. Param yoktu, karnım açtı. Bunları satıp ertesi gün bir şeyler yiyebilirdim. Bir anda yanımızda ekip otosu durdu. Bun durur muyum? Vıııın, kaçtım. Ateş ettiler. Sol koluma bak, mermi izi var. Çat çat çat mermiyi sıktılar, ölebilirdim de. Çok büyük bir mesafede yoktu ya aramızda. Açık bir apartman kapısı gördüm. Kapıyı kapamayıp, otomatı açmadan doğru en üst kata çıktım. Arkamdan polisler daldı. Yukarı çıkıyorlardı. Çok korkmuştum. Kalbimin deli gibi çarpan sesini duyuyordum.

O ara içersinde ''Tövbe ediyorum bundan sonra kimseye zarar vermeyeceğim Allah'ım. En ufak bile hatam olmayacak'' dedim. Yalvardım. Kolumda şakır şakır kanıyor. Polisler bir merdiven daha çıksa beni görecek. Çıkmadılar ya, daha doğrusu Allah tarafından çıkamadılar. Onlar gidince sokağa ağlayarak fırladım. Elimdeki kalemleri attım ve arkadaşlarımın yanına giderek ''Benim yolum başka artık eyvallah size'' dedim.

O zamandan beri Allah' sonsuz inancım var.

-Bir ara genç bir kıza tecavüz ettiğin gerekçesiyle yargılandın da değil mi? Sanırım bu yaşadıklarının en beterlerindendi?

Benim için neler dediler, doğrudur ''tecavüzcü'' de dediler bir ara. Harbi bu olaydan sonra intihar etmeyi bile düşündüm. Hayatıma son verecektim. Ne demek ya, ''tecavüzcü''? Halbuki o kızla birbirimizi seviyorduk, evlenecektik. Ama ben onun ilk erkeği değildim. O 15 yaşındaydı bense 16. Cahildik. Sonra zaten benden başka birini daha aynı sebepten dava ettiği için beraat ettim. Ama basından da tecavüzcü damgasını yedim. Sağolsun Reha Muhtar yaptı. O dönem ölmeyi çok istedim. Cezaevindeydim ve nasıl kendimi öldürebilirim diye ciddi ciddi düşündüm. Kimse şunu düşünmedi, anası babası bakmamış, sokaklara atmış bir çocuktum ben. Gidebileceğim hiçbir yer yoktu. İş bulmaya gittiğimde kovuyorlardı. Karnımı doyurmak için ne yapmalıydım? Çevremdeki arkadaşlarımda öyleydi. ''Şunu yapalım'' diyorlardı çaresiz ''Hadi yapalım'' diyordum. Kolayımıza geliyordu. Çünkü başka türlü ekmek parası kazanmamıza izin vermiyorlardı. Kendi şansımı kendim yarattım. Şunu öğrendim; her acının sonunda bir mutluluk vardır.Her karanlığın sonunda bir aydınlık var. Bu dünyada yaptığın hiçbir şey yanında kalmıyor. Ne oldu küçük yaşta bir sürü pis işler yaptım, en zirvede olduğum zamanda Doğuş'ken hapise düştüm. Ardından randımanımı alamadım, kasetimi yaptım fakat askere gittim. Geldim, yeni bir sayfa açtım, arka arkaya 100 konsere imza atmıştım ki, ''Suçlusun'' dediler, hayde yurt dışına kaçtım. Ne oldu, yaptıklarımın cezasını ödedim. Bedeli çok ağır oldu benim için ama o sayfa çoktan kapandı. Kötülük yapanlar ettiklerinin cezasını öderler. Hem bu hayatta hem de öteki hayatta. Çok ağladım çok göz yaşı döktüm. Ancak şimdi mutluyum. Çünkü dosdoğruyum.

Kaynak:
(Şebnem Özüzcan D. B. Tercüman)

Doğuş kimdir

Vikipedi, özgür ansiklopedide yazdığına göre;
Orhan Baltacı, Doğuş adıyla tanınan Türk müzisyendir.Ata Demirer'in gösterisinde "duygusal terminatör" olarak tanımlanmıştır.

Orhan Baltacı 30.06.1974 tarihinde Almanya’da doğdu.
4 yaşına kadar Almanya’da yaşadı. 4 yaşında Türkiye’ye geldi. Aile içi sorunlarından dolayı evden kaçtı ve çocuk yaşta sokakta yaşamaya, hayatın gerçekleriyle tanışmaya başladı. Cezaevleri, sokaklar, apartman boşlukları, kötü çevre, kötü arkadaşlıklar hepsini çocukken yaşadı. Bu kadar kötü koşullarda bile sigara, alkol, uyuşturucu vb. maddeler kullanmamakla birlikte içkili bar programı yapmamaktadır. Sokakta yaşadığı dönemde hayaller kurmaya başladı. Bu hayaller zamanla ve inancıyla hedefleri halini aldı. Hedefi Türkiye sınırları içinde bir yıldız olmaktı. Bu yolda tanrı yeteneği sesi yanında kendi söz müziklerini yazmaya başladı. Bunların sokakta beraber yaşadığı arkadaşlarıyla paylaştı. Bu paylaşım ona yetmedi. Bu söz ve müzikleri Türkiye’ye duyurması lazımdı. İlk iş olarak yıllardır yaşadığı sokaklardan, kötü psikolojiden kurtulup yeni bir hayata başlamak için, yeniden doğmak için adını DOĞUŞ olarak değiştirdi. Çalmadığı plak şirketinin kapısı kalmadı.

En sonunda “ babam” dediği İskender ULUS prodüktörlüğünde Ulus Müzik etiketiyle 1997 yılında kendi söz müziklerini; kendi adını taşıyan “DOĞUŞ” adlı albümle müzikseverlere sundu. Ve beklenen patlama çok geçmeden gerçekleşti. Kısa sürede milyonlara vuran bir satışla hayalleri gerçek oldu. O artık Türkiye’nin yıldızı parlak yeni starıydı. İlk albümü olmasına rağmen “Gamsız”, “Uyan”, “Ben Sensiz Ne Yaparım” gibi liste başı şarkılarla müzik dünyasına merhaba dedi.

1998 yılında “Yalancı”, “Milyonda Bir”, “Bunun Adına Yürek Derler” gibi hit parçaları içeren kariyerinin ikinci albümü “DOĞUŞ VE ŞARKILARI” ile rekor bir tirajla Türk Pop müziğinin zirvesindeki yerini sağlamıştır.


1999 YILINDA Almanya’da yapılan kariyerinin üçüncü albümü “HADİ HIZLANDIR” ile Türkiye’yi kasıp kavurmaya devam etti. “ Gülüm”, “Günah Pazarı”, “Bebişim”, “ Ayrılmalıyız” gibi liste başı şarkılarla zirvede ikamet etmeye başladı.

2000 yılında yapılan kariyerinin dördüncü albümü “ SEVDİM”, “ Can Dayanmaz”, gibi şarkılarla liste başı oldu.
2002 Temmuz ayında kariyerinin beşinci albümü “ DENGE” ile müzik dünyasındaki dengeleri kökten değiştirecek bir albümle geri döndü.”40 Yılda Bir”, “Yemin Ettim”, “Virane”, “İşte Buna Aşk Derler” adlı barçalarla liste başı oldu.

İki yıl aradan sonra 2004 Haziran ayında kariyerinin altıncı albümü “6. His” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Albümde “Babuda” adlı parça dışında 11 parçanın söz müziği DOĞUŞ’a ait. 2004 yılının en iyi yayımlarından biri olan “6. His” için DOĞUŞ “ Onlar şarkı değil, onlar duygu…” diyor.

Ve Yıl 2005

DOĞUŞ YENİDEN DOĞDU

Doğuş bir yıl içinde hayatında büyük değişikliklere imza attı. Yıllardır bir aile olduğu Ulus Müzik’ten ayrıldı ve kendi kanatlarıyla uçmaya başladı.

Doğuş yeni firması olan “ Promise Production” ile anlaştı. Bu anlaşmanın ilk meyvesi ise kariyerinin 7.albümü “ TAM DOĞUŞ” oldu. Sevenleriyle ilk olarak Grek ezgilerini içeren “Gam-Sızlar” ile buluştu. Albümünde yer alan “ Adımı Çok Anacaksın”, “Giden Gider”, “Hayat” ve sadece bağlama çalınarak seslendirdiği “Ne Çıkar” sevenleri tarafından anketlerde ilgi gören parçalardan.

Doğuş için yenilikler bitmedi…
YıL 2006 ve Doğuş yepyeni albümü Bozuk iLe bizlerle..

En Sevdiği Aktör Yabancı : AL PACINO – ROBERT DE NIRO
En Sevdiği Aktirist yabancı : Nicole Kidman – Jennifer Lopez
En Sevdiği Aktör Yerli : Tarık Akan – Emre KINAY
En Sevdiği Aktirist Yerli: Türkan ŞORAY – Sanem ÇELİK
Tuttuğu Takım: Fenerbahçe
Burcu: Yengeç
Favori Yabancı Filmleri: Matrix – Green Mile
Favori Yerli Filmleri: Herşey Güzel Olacak - ***** Bizans
En Sevdiği Renk: Kırmızı
En Sevdiği Yemek: Taze Fasülye
En Sevdiği Aksesuarlar: Özel Kolyeler – Özel Saatler
Hobileri: Arabamla Hız Yapmak – Film İzlemek – Body Building
Fobileri: Kötü Olan Herşey – Yükseklik Korkusu – Yılan
En Sevdiği İçecek: Su – Gazoz
Sevdikleri: Dürüstlük – Sadık Olmak – Sevenlerinin Mektuplarını Okumak – Telefonla Konuşmak
Sevmedikleri: Yalan